Blog yazarlarıyla röportaj: Cisday

Hoş geldiniz, röportaj isteğimizi geri çevirmeyip kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

cisday.org hakkında röportaj fikri açıkçası enteresan geldi. İnsanların çok ilgisini çekecek şeyler yazdığımı düşünmüyorum burada. Daha çok kendi oyun alanım. Ama yine de nazik teklifi geri çeviremedim, teşekkürler.

Öncelikle kendinizden bahsetmenizi rica ediyorum. Yani bilişim dünyasının dışındaki sizi tanımak istiyoruz. Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Bugünlerde kendimi baya baya tanıttım ama tekrar edebilirim sanırım. Adım Eray Endeş. 12 Kasım 1980 İzmit doğumluyum. Yaklaşık 3 ay öncesine kadar Ford Otosan tedarikçilerinden biri olan major skt firmasında 5 buçuk yıl kalite sorumlusu olarak çalıştım. Bu tarihten itibaren bloglarla ilgili girişimlerde bulunmak üzere profesyonel iş hayatımı sona erdirdim.

Bilgisayarla ilk olarak nasıl tanıştınız? İlk kullanım zamanlarınızda en çok ne yaparak vakit geçirirdiniz?

Eee sanırım ilk kez abimle birlikte Kocaeli Üniversitesinde görmüştüm bilgisayarı. Ve o dönemde, o yaşta olan herkes gibi oyunlara sarmıştım.

Blog yazmaya başlamadan önceki internet yaşamınızdan bahsedebilir misiniz ?

mIRC, Hotmail, altavista ve sonrasında da ICQ. Evet özetlemek gerekirse başlangıçta internet buydu.

Blog yazma fikri nasıl ortaya çıktı, nasıl başladınız?

Konuşmayı seviyorum. Sanırım anlatacak şeylerim var. Uzun süre hafif.org izleyicisi olarak kalmıştım. Sonra bir gün işle ilgili harika bir gelişme olunca kendimi tutamadım ve yazmaya başladım. 2002 yılına denk gelir.

Blogunuza verdiğiniz isim nereden geliyor? Bize biraz blogunuzdan bahsedebilir misiniz?

Opss! Alan adı seçmek çok zor. 2003’te de durum farklı değildi. Bir türlü istediğim alan adlarını alamıyordum. Sonra okulda en sevdiğim dersin adını verdim, cisday. Cisimlerin Dayanımı’nın kısaltılmışı. Makineciler bilir bunu 

Aslında bahsedilecek bir şeyi yok. Gün içinde ya da dışında ya da her neresinde olursa olsun aklıma gelen her şeyi yazıyorum. Bu benimle ilgili olabileceği gibi bir internet projesi de olabiliyor. Cisday’ın bu hayattaki misyonu bir şekilde kafamdakileri boşaltmak.

Ama yakın zamanda erayendes.com altında daha tematik ve benim dışımda şeyler yazacağım.

Blogunuza ne kadar vakit ayırıyorsunuz? Bunu yeterli görüyor musunuz?

Tüm vaktimi ama yetmiyor. Bloga zaman ayırmak demek başka blogları da takip etmek, onlarlar etkileşimde olmak demek bence. Artık işim gereği zaten tüm gün blogları takip ediyorum.

Blogunuzu incelediğimizde gerçekten özgün bir içeriğe sahip paylaşımcı bir blog olduğunu görüyoruz. Belirli bir çizginiz var, bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz?

Blogculuğun temeli üretim ve paylaşım esasına dayanmıyor mu zaten?

Dediğim gibi cisday.org’da çok ilgi çekici şeyler yazdığımı düşünmüyorum. Sadece çevrende olan bitenleri kendi bakışımdan, ruh halimden paylaşmayı seviyorum. Neden günlük değil derseniz, paylaşmayı seviyorum işte. Buradaki okuyucularla paylaşmak istediğim tek şey “eheheh evet yav, aynen öyle” diye iç geçirmeleri başka bir şey değil.

Blog yazmak için kendinizi zorunlu hissettiğiniz oluyor mu? Yoksa hala ilk günlerdeki gibi eğlenceli bir uğraş olarak mı görüyorsunuz?

Şimdi danışmanlık verdiğim bir şirkete sorduğum bir soru bu. Bunu neden yapıyorsunuz, zorunlu hissettiğiniz içinse baştan yanlış yoldayız.

Benim içinde aynı şeyler geçerli. Temelde sık sık yazmak gerekir ama benim gibi kişisel oyun alanlarında bunu gerekli görmüyorum. Her an anlatacak bir şeylerim olmayabiliyor. Ama belli bir konu üzerinde yazılıyorsa haftada birkaç blog girişi yapılması gerekir diye düşünüyorum.

Burası benim oyun alanım, zorunluluk hissetmiyorum ama bazen yazamadığım şeyler olunca çok üzülüyorum. Hala Blog Ödüllerinden sonraki izlenimlerimi yazamadım mesela.

Blogunuzun dışında başka zaman harcadığınız projeleriniz var mı ?

Çoooooook :))

Türkçe içerikli bloglarla yabancı dillerdeki bloglar arasında sizce farklılıklar var mı? Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?

Tabi bazı farklılıklar var ama sanırım temelde sebebi ekonomik yaşam şartları. Türk blog yazarlarında blogları üzerinden para kazanmaya yönelik bir yöneliş var. Bu yanlış değil hatta güzel bile ama bu noktada birçok yazar özgünlük, kalite, paylaşım gibi anahtar kelimeleri unutmaya başladı.

Sadece blog değil birçok konuda bu farklılıkları yaşıyoruz. Zamanla bu ara kapanacaktır. Ama internet gibi bir ortamda bu çok daha hızlı olacaktır.

Bloglar özellikle son dönemde yüksek okuyucu sayılarına ulaştılar. Bloglar medyaya alternatif olabilir mi? Medya gibi gündem oluşturacak güce sahip olabilirler mi?

Medyaya alternatif değil ama yeni bir kanal bence. Yani basılı yayın, tv, radyo bunların hepsi her zaman için var olacaktır. Bloglarda artık bunların arasında kendi ismini duyuran bir kanal oldu. Nasıl ki tv geldi diye radyo ölmediyse bloglar geldi diye de bir yer değiştirme durumu söz konusu olamaz.

Tabi şu var, Zeynep Hocamın Blog Konferansında da belirttiği gibi eskiden haber kaynakları tekeldi ve o tekelin sahiplerinin vermek istediği bilgileri alıyorduk. Şimdiyse durum daha farklı. Herkes düşüncelerini, bilgilerini dile getirebildiği için daha doğru bilgilerin yayıldığı bir döneme girdiğimizi düşünüyorum.

Eminim bir çok blog yazarını takip ediyorsunuz ama şu an aklınıza gelen takip ettiğiniz bloglar hangileri?

fikiratolyesi.com, marketallica.com, webrazzi.com, reklamfikirleri.net, futuristika.org, arabölge.org, günesintamicinde.com, düşünceler.org, muratbuyurgan.com, muratkahraman.net çok uzayacak liste. İsteyenle rsslerimi paylaşabilirim 

Son olarak blog hayatına henüz başlamamış yada yeni yeni yazmaya başlayan yada yazan ama istediği okuyucu kitlesini bir türlü elde edemeyen blog yazarlarına/adaylarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Süper soru. Kesinlikle bir konu üzerine yoğunlaşmış bloglar olmalı. Aman her şeyden biraz yazayım ziyaretçi gelsin, seda sayan evlenmiş, iphone çıkmış, cloverfield çok iyi filmmiş gibi başlıklar ziyaretçi çöplüğü yaratır.

Ama belli konular üzerine yoğunlaşmış blogun ziyaretçisi sadık ve kaliteli olur.

Bir çok görüşmede kategorilerle ayrımın bu durumu ortadan kaldıracağı söyleyenler oldu. Bence kategorilendirme yazdığınız konunun kolay takip edilebilmesi için gereklidir. Yoksa her telden yazmak için değil.

Diğer özgün içerik, sık yazılması gibi konular etrafta zaten yeterince konuşuluyor. Bu yüzden benim ek olarak diyeceklerim sadece bunlardır.

Verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederek, röportajımızın sonuna geldiğimizi üzülerek de olsa söylemek zorundayım. Gerçekten çok güzel bir sohbet oldu. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Teşekkür ederim ve geç cevap verebildiğim için özür dilerim. Görüşmek üzere, başarılar.

Cisday.org bloguna http://www.cisday.org/ erişebilirsiniz.

Yorum yapın